Yükleniyor. Lütfen Bekleyin...


Girişimsel Nöroradyoloji Uzmanı Doç. Dr Eren Erdem

Damar Yolundan Yapılan Tedaviler



1. ANEVRİMZA TEDAVİSİ: Anevrizma, atardamarların duvarında oluşan “baloncuk” şeklindeki patolojik genişlemeleri tarif eden genel tıbbi tanımlamadır. Beyin atardamarları ve aort damarı, anevrizmaların en sık yerleştiği bölgelerdir. Anevrizmalar, morfolojilerine göre “saküler” ve “fusiform” olarak sınıflandırılırlar.

Damar duvarının belirli bir noktasından çıkıp, nispeten yuvarlak bir şekle sahip anevrizmalara, “saküler anevrizma” adı verilir. Damar duvarında “iğ” şeklinde bir genişleme şeklinde olan anevrizmalar, fusiform anevrizmalar olarak tanımlanır. Ayrıca, anevrizmalar, duvar yapılarına göre “gerçek anevrizmalar” ve “yalancı (psödo) anevrizmalar” olarak sınıflandırılırlar.

Anevrizma patlaması sonucu beyin kanaması gelişmiş hastalarda, eğer anevrizma tedavi edilmezse (kapatılmazsa), hastaların yaklaşık %35’inde ilk kanamadan sonra, 30 gün içinde anevrizma tekrar patlayarak ikinci bir beyin kanamasına neden olur. Bu nedenle anevrizmaya bağlı beyin kanaması geçiren hastalar, en kısa süre içinde tedavi edilmelidir.

Henüz kanamamış bir anevrizma teşhis edilen hastalarda ise tedavi kararı, hastanın yaşı, anevrizmanın oluşturduğu şikayetler, anevrizmanın morfolojisi (yapısı/görünümü), anevrizmanın yerleşim yeri, anevrizmanın boyutları ve hastaya özel diğer tıbbı şartlar gözönüne alınarak verilir. Anevrizma tedavisinin temel prensibi, anevrizma içine kan girişini engelleyerek (tekrar) patlama riskini ortadan kaldırmaktır.

Beyin anevrizmalarının tedavisi iki farklı metodla yapılabilir:

I) KAPALI CERRAHİ (ENDOVASKÜLER TEDAVİ): Endovasküler anevrizma tedavisi, anjiografi cihazı kullanılarak, işlemin tüm aşamaları X ışını altında izlenip, yönlendirilirek gerçekleştirilir. Günümüzde, endovasküler yöntemler, anevrizma tedavisinde ilk seçenek haline gelmiştir. Endovasküler anevrizma tedavisinde, anevrizma içine çok ince çaplı kateterlerle ulaşılıp, anevrizma kesesi “Koil” adı verilen platinden yapılmış, çok yumuşak yapıda metal tellerle doldurulur. Bu işleme anevrizmanın ‘’koillenmesi’’ adı verilir. Anevrizma kesesi, koillerle tamamen doldurulup, anevrizma içine kan girişi engellenerek tedavi gerçekleştirilir.

II) AÇIK CERRAHİ: Açık cerrahi tedavi, uzman beyin cerrahları tarafından gerçekleştirilir. Açık cerrahi yöntemde kafatası açılarak anevrizmanın yerleştiği damar bulunup, damar ile anevrizma boynu arasına metal bir klip konularak anevrizma içine kan girişi engellenir. Endovasküler tedaviler, nöroradyoloji uzmanları tarafından kafatası açılmadan, damar içinden uygulanan yöntemlerle gerçekleştirilir.

2. BEYİN DAMAR YUMAĞI TEDAVİSİ (AVM): Anevrizmalar, normal bir atardamara göreçok daha zayıf duvar yapısına sahip oldukları için, patlayarak hayatı tehdit eden ciddi kanamalara neden olabilirler.

Beyin anevrizmalarının patlaması, beyin ile beyin zarı arasındaki boşluk (subaraknoid boşluk) içinde kanamaya neden olur. Bu tip beyin kanamaları “subaraknoid kanama” olarak adlandırılır.

Beyinde olması gereken kılcal damarlarını yerine anormal damar kanallarının oluşmasıyla meydana gelen damar yumağı denilen AVM hastalığı normal dokunun beslenmesini bozar. Sara, ilerleyici felç, konuşma ve görme bozukluğuna neden olabilen AVM hastalığı, baloncuk yapıp patlayabilir ve beyin kanamasına neden olabilir.

Girişimsel Nöroradyolaji tedavisiyle AVM denilen damar yumakları ve fistüller içerisi doldurularak tedavi edilebilmekte, ileride oluşabilecek beyin kanaması önlenebilmektedir. AVF denilen atardamar ve toplardamar arası kaçaklar da aynı yöntemle tedavi edilmektedir.

Bir beyin AVM’si, çok fazla sayıda ve anormal yapıdaki damarın bir yumak şeklinde bir araya toplanması sonucunda oluşur. Bu yumağa, yani nidus’a, kan taşıyan bir veya birden fazla besleyici atardamar olabilir. Besleyici damarlar ve yumak (nidus) içindeki kan akımı, normal bir beyin atardamarından çok daha fazla miktarda ve hızlıdır.

Beyin dokusunu besleyici kılcal damarlar içine gitmesi gereken kan, damar yumağından hızlıca, direkt toplardamar içine geçiş yapar. Bu şekilde AVM, çevresindeki beyin dokusunu beslemek için gelen kanı “çalarak”, beynin bu bölgesinin yeterli düzeyde beslenememesine neden olur. Arteriovenöz malformasyon (AVM), beyin damarlarının doğuştan hatalı ve anormal gelişimi sonucu ortaya çıkan damar yumağıdır.

3. KAROTİS DARLIĞI TEDAVİSİ: Boynumuzun her iki yanında karotis arterlerimiz (halk arasındaki adıyla ‘Şah damarı’) vardır. Karotis arter hastalığı inme veya tenerebrovasküler ataklara yol açabildigi için ciddi seyredebilen bir durumdur.

Kalpten kafaya ve beyne kan ulaştıran ve boynun her iki tarafından geçen büyük atardamarlardır. Atardamarın, kısmi tıkanma yapacak şekilde daralmasına stenoz denir. Bir yağ plağı veya kan pıhtısı daralma ya da tıkanmaya yapabilir. Karotis okluzyonu, karotisin tamamen tıkanmasına verilen isimdir.Doktorunuz steteskopla boyundaki damardan zorlukla geçen kanın çıkardığı sesi dinleyerek karotisteki tıkanmayı saptayabilir. Ultrason taraması ya da anjiyografi yardımı ile karotisteki kısmi tıkanma doğrulanabilir.

Beyin normal fonksiyonlarını görebilmesi için oksijenleşmiş kana ihtiyaç duyar. Kan yeterince ulaşamaz ise bir süre sonra beyin hücreleri hasar görür ve ölür.

Karotiste özellikle ateroskleroza bağlı olan daralma ya da tıkanma, beyne ulaşan kan miktarını azaltır. Karotis darlığı için ilaç ve cerrahi tedavi uygulanabilir.

Ancak tıkanma (oklüzyon) durumunda fazla seçenek yoktur.Her iki durum da inme (beyin hücrelerinde hasar) veya geçici iskemik atak (inme benzeri birkaç haftada geçen bir durum) riski artar. İnme, yetişkinlerdeki fonksiyonel yetersizliğin en önemli nedenidir, karotis oklüzyonu bulunan bazı hastalarda özellikle başka bir inme görülme riski yüksektir.

4. BEYİN DAMAR DARLIKLARI TEDAVİSİ: İnsan beyni, vücut ağırlığımızın %2 sini teşkil etmektedir. Beyin kendini beslemesi için kalpten beyne çıkan kanın %20’sini kullanmaktadır. Bu da dakikada 1 litre kadar kanın, beyne ulaştırılması gerektiği anlamına gelmektedir.

Bu zorlu işin büyük bir kısmını, boynun iki yanında yer alan şah damarlarımız üstlenirler.  Boynun her iki tarafından oksijenli kan taşıyan büyük atardamarlardır. Bu damarlardan biri daraldığı zaman, beynimize yeteri kadar oksijen taşınamaz. Beyin içi kan akımı bozulduğu zaman da ortaya inme denen beyin hastalığı ortaya çıkar.

Bu bozulma, damarların tıkanması ve patlaması sonucu oluşmaktadır. Buna bağlı olarak beyin hücrelerine giden kan miktarının azalması, beyin hücre ölümü ile sonuçlanmaktadır. Beyin hücre ölümü, geri dönüşü olmayan bir olaydır ve yapılan tedavilerin amacı bu hasarın ilerlemesini ya da tekrarlamasını engellemektir.

Baş dönmesi ve bu dönmeye bağlı hafif denge kayıpları, günlük hayatta çok fazla önemsenmeyen, ancak kişiyi huzursuz eden bir çeşit rahatsızlıktır. Genellikle yatan ya da oturan kişinin aniden ayağa kalkması ile bir sendeleme, baş dönmesi, göz kararması ve bayılma durumu meydana gelebilir.

Kimi zaman şeker ve tansiyon dengesizliklerine, kimi zaman da boyun damarlarının daralmasına ve tıkanmasına seb ebiyet verilebilir. Ayrıca benzer şekilde şeker hastalarında, kandaki şeker seviyesinin azalıp artması, inmeli çıkmalı olarak seyretmesi, halsizlik gibi baş dönmesi ve göz kararması, bulanık görme gibi şikayetlere sebep olabilir.

Bu hastalıkta şeker seviyesinin düzenli ve dengeli seyretmesiyle bu şikayetler azalabilir hatta kaybolabilir. Ancak bu hastalığa yakalanacak veya yakalanmış kişi bu şikayetlere sahip kişilerde kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir başka ihtimal de boyun damarlarının daralmış veya tıkanmış olmasıdır. Bu hastalıkta beyin damarının daralmasına yaş ile sınır koymak mümkün değildir.

Fakat sigara ve alkol kullanan kişilerde risk daha fazladır. Tansiyon hastası olan ve şeker hastalığı olan kişilerin ailesinde damar hastalığı bulunması gibi durumlarda tüm damarlarda olduğu gibi, bahsedilen boyun damarlarının da daralması ya da tıkanması gibi tehdidi ile karşılaşılabilir. Böyle bir durum karşısında boyun anjiyosu yaptırmak hatta yılda bir kez yaptırmak sağlık açısından çok önemlidir.

Beyin damar darlıkları, hayati tehlike taşıyan bir hastalıktır. Damar darlığı önlenmezse organ yetmezliğine ve ölüme sebebiyet verebilir. Şeker hastalığı ve yüksek kolesterol damar darlıklarına sebep olan en önemli hastalıklardır. Sigara içen, aşırı kilolu olan, sağlıksız beslenen ve böbrek rahatsızlıkları olan insanlarda beyin damar darlığı olasılığı oldukça fazladır.

Beyin damar darlığı tedavisinde, ilk başlarda genellikle cerrahi müdahale önerilmez. İlk olarak, hayat tarzını değiştirmeniz gerekebilir. Sağlıklı beslenme, alkol ve sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak ve uyku düzeni beyin damar darlıklarını önleyebilir. Ayrıca, kolesterol ilaçları, tansiyon ilaçları ve diyabet ilaçları    bu hastalığı yenmenizde yardımcı olacaktır.

5. ACİL İNME TEDAVİSİ: İnme bir hastalık değil, durumdur. Aniden ortaya çıkan ve hiçbir habercisi olmayan bir beyin fonksiyonu kaybıdır. Bu durum, halk arasında felç olarak adlandırılmaktadır. Hasta o sırada konuşamazsa; konuşma fonksiyonu, yutamazsa; yutma fonksiyonu, göremezse; görme fonksiyonu felç olur. Kısacası beynin bir fonksiyonu kaybolduğunda ortaya felç çıkar.

İnsanların konuşma, hareket etme, görme, duyma gibi temel fonksiyonlarını yerine getirmek için gerekli enerjiyi, beyine atardamarlar taşır. İnme, beyni besleyen atardamarların tıkanması sonucunda hareket etme, his veya algılama fonksiyonlarından bazılarını ani olarak kaybetmesidir.

Ani felçle gelen hastaların yüzde %80-85’inde damar tıkanması sorunu görülmektedir. İnmeye yol açan riskler kol ve bacakta güç kaybı, ani konuşma bozukluğu, ani görme kaybı, ani duyu kaybı, baş dönmesi, dengesizlik, çift görme, baş ağrısına bağlı olarak bulantı ve kusma şeklinde sıralanabilir.

Atar damalardan birinin tıkanması, o damarın beslediği bölgede, beynin fonksiyonlarını kaybetmesine neden olur ve bu tıkanıklığın süresi belirli bir kritik seviyeyi aşarsa, beyinde oluşan hasar kalıcı hale gelebilir. Bu yüzden inme, acil tıbbi tedavi gerektiren bir hastalıktır.

İnme geçirmiş bir hastanın şanslı kabul edilebilmesi için ilk 4,5 saatte “tedavinin yapıldığı” hastaneye ulaştırılması gerekmektedir. Doğru zamanda doğru tedaviler alan bir hasta %70 eski yaşantısına geri dönebilmektedir.

Hipertansiyon, diyabet, yüksek tansiyon, sigara içmek, aşırı stres ve hareketsizlik inme risklerini artırır. Bu risk faktörlerine dikkat edilirse, inmeyi önlemek mümkündür.

6. TÜMÖR EMBOLİZASYONU: Embolizasyon, tıbbi sebeplerden dolayı damarlardaki kan akımının durdurulması işlemidir. Bu işlem cerrahi operasyona uygun olmayan hastalarda, tümor alanının yakılarak, dondurularak veya elektrik akımı ile gerçekleştirilir.

Kanamalar, kanser dokusunun tahrip edilmesi, kan yapıcı organ hastalıkları ve doğuştan kaynaklanan damarsal yapılar için embolizasyon yapılabilir. Embolizasyon işlemi, lokal anestezi ve ağrı kesici ilaçlarla tümörün bulunduğu alana iğne yerleştirilir ve tümör tahrip edilir.

Embolizasyon işleminin birçok avantajı vardır. Bunlar; çok fazla narkoza maruz kalmama, işlem sonrası yara olmaması, işlemin çok kısa sürmesi ve düşük maliyetli olmasıdır.

7. YALANCI BEYİN TÜMÖRÜ: Yalancı beyin tümörü, tanısı çok zor konan bir hastalıktır. Bu hastalarda çift görme, papilla ödemi, beyin omurilik sıvı basıncında artma saptanır. Tümörle aynı belirtilere sahip olan bu hastalıkta, beyin omurilik sıvı basıncında, aslında emilim yani azalma mevcuttur.

Genellikle obezite durumlarında ortaya çıkan bu hastalığın, baş ağrısı, bulanık görme, çift görme gibi belirtileri vardır. Yalancı beyin tümöründe, hastanın ilk başta kilo vermesi sağlanır ve ilaç tedavisine başlanır. Eğer medikal tedavi cevap vermezse, cerrahi müdahale uygulanır.

8. BURUN KANAMASI: Hava şartları, yapısal nedenler, hastalıklar ve tramvalara bağlı olarak burunda kanamalar meydana gelebilir. Burun kanamaları ön ve arka kısımlarda meydana gelebilir. Ön tarafta meydana gelen kanamalar, hava şartları, alerji ve üst solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle gençlerde görülür. Arka tarafta meydana gelen kanamalar ise, hipertansiyon, tümör gibi ciddi sebeplerden dolayı meydana gelir.

Ön tarafta meydana gelen kanamalarda, baş öne eğilerek burna baskı uygulama ve buz koyma yeterli olacaktır. Arka tarafta meydana gelen kanamalarda ise, hipertansiyondan kaynaklanan kanamalarda tansiyonun düşürülmesi gerekmektedir. Kanama uzun süre sürüyorsa, bir hekime danışılması gerekmektedir. Kanayan yere tampon veya yakılma işlemi uygulanmaktadır.

9. DAMAR YARALANMALARI: Damarlar, vücudumuzdaki en hayati işlemi gerçekleştirmektedir. Atardamarlar kan taşırken, toplardamar karbondioksitleri uzaklaştırır. Damar yaralanmaları, acil tıbbi müdahale gerektiren bir durumdur. Müdahale edilmezse, kan akışı olmayacağından ve karbondioksit uzaklaştırılamayacağından dolayı, ölümcül bir risk taşır.

Tıbbi müdahale gerçekleştirildikten sonra, hastanın kan sulandırıcı kullanması gerekmektedir. Zarar gören damarın çapı küçük ise, cerrahi operasyonla tedavi edilmesi ve başarı şansı azdır. Bıçak kesiklerinde başarılı olma oranı yüksek, ezilen ve kontrolsüz yırtılan damarların onarımında başarı olma oranı daha azdır.



0123456789001234567890

Meslekte başarılarla dolu geçen yıllar…

YIL


0123456789001234567890

Yetiştirilip, mesleğe kazandırılan öğrenciler…

Yetiştirilen Öğrenci



012345678900123456789001234567890

Farklı konuların işlendiği toplamda 120 makale, sunum ve daha fazlası…

Sektörel Bildiri


01234567890.012345678900123456789001234567890

Hayatına pozitif yönde dokunulan mutlu hasta sayısı

Ve Çok Daha Fazlası…




Doç. Dr. Eren Erdem’i, sosyal medya hesaplarından

Takip Etmeyi Unutmayın!

Doç. Dr. Eren Erdem’i Facebook, Twitter, Instagram ve Youtube’dan takip edebilirsiniz.



Doç. Dr. Eren Erdem Tüm Hakları Saklıdır.